Muhalif eleştirileri ile bilinen Gazeteci yorumcu Levent Gültekin ile Halk Tv'deki İki Yorum programında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın siyasi olarak nitelendirilen çıkışlarından yola çıkarak Dinlerin insanları terbiyede yetersiz kaldığını iddiaa etti.Böyle olsaydı Erdoğan'ı ederdi gibi alakasız diyebileceğim cümleler sarfetti.
Ne yazık ki bu cümlelerle saygınlığını zedeledi.
Bu cümleleri dile getiren birinin din konusunda bilgisi olmadığı kanısına varılabilir. Ki bilgisi olsaydı böyle bir cümle kurmazdı veya Erdoğan ve Ali Erbaş'a olan kızgınlığın faturası dine kesmeye çalışıyor bilerek veya bilmeyerek.
Öncelikle her kesim tarafından takip edilen kendini toplumsal muhalif diye nitelendiren birinin toplumun hassasiyetlerini gözeterek ağzından çıkanlara dikkat etmesi saygınlığı açısından önem arzettiği düşüncesindeyim.
Ortada dini ve dini değerleri hoyratça kullanıp hukuk kurallarını gözetmeyen bir iktidar olabilir. Bunun sebebi din olduğu söylenemez ki söylense mantıksızlık olur.
O halde bir savcı, hakim, avukat suç işlerse hukuk fakültesi boştur, Anayasa, yasalar kanunlar düzeni sağlamıyor diyebilir miyiz ?
Tabi ki diyemeyiz.
Hukuk insan hakkını gözet diyor, rüşvet, yolsuzluk yasaktır diyor. Bir savcı, bir polis rüşvet alırsa hukuk gereksizdir anlamına gelmez.
Din ve İnsan
Öncelikle tüm dinlerin terbiye ettiğini iddiaa etmiyorum.Tek hak din İslam'dır. Din deyince bana çağrıştırdığı İslam'dır.
Din, tutulan gidilen yol demektir.
Doğru bakıldığı zaman anlamından anlaşıldığı gibi bir gayret istiyor irade istiyor.
Bir insan İslam'a girdim Müslümanım, veya İslamcı partiye mensubum veya falan tarikata cemaate mensubum dedigi an formatlanıp yüzde yüz Müslüman olmuyor.
Yanlış anlaşılmasın tabiki inanarak kelime-i şahadet getirdiği İslama tabi olup Müslüman oluyor. Bununla birlikte bazı sorumlulukları üstlenmiş oluyor. Hem ibadet hem davranış.
İbadet sınıfında namaz, oruç gibi birkaç tanesini saydığımız gibi, davranış olarak, müslüman veya müslüman olmayan hiçbir insanın hakkını yememek, yalan söylememek, harama bakmamak, yöneticilerin adil olması, hırsızlık yapmamak, anne ve babaya hürmet gibi davranışlara riayet etmek.
Din İnsanı Terbiye Eder mi ? sorusuna gelirsek veya terbiye etmek de yeterli mi ?
Haşa Hadsizlik yapmaktan Allah'a sığınırım.
Tabi ki yeterlidir.
Levent Gültekin, muhalifliğin sınırlarını aşarak bu cümleleri kullanmıştır.
Tarih boyunca din toplumları disipline yeterli olmadığını iddiaa edip öyle olsaydı Erdoğanı, Fethullah Güleni ederdi diyor.Hayatı boyunca din dersi görmüş insanların yolsuzluk yaptığından yakınıyor.
Dini veya dini değerleri temsil ettiğini ileri süren kişilerin kılı kırk yararak hal ve harekeketlerine dikkat etmeli.
Ancak bu kişilerin bazı zaaf noktalarından dolayı yaptıkları hatalar dinim hanesine yazılamaz.
Çünkü din yani îslam yaoma diyor yapılan bir eylemi din meşru görmüyorsa dine fatura edilemez.
Din, ilahi kurallar bütünüdür.Uymak veya uymamak kulun tercihine kalmış kul imanı ve inancı nispetinde din ve toplum nezninde yanlış görülen eylemi gerçekleştirir veya cayar.
Toplumda dini söylem yüksek olup ancak dine aykırı fiilerin çokluğu sözkonusu ise toplumun inanç noktasında bir zaafı olduğu söylenebilir. Toplum ekseriyesinde kötü fiilerden cayma varsa dinin etkisinden söz edilebilir
Din irade işidir yukarıda belirttiğimiz gibi insan robot olmadığı için program yükler gibi insana yüklenmiyor.
Allah insana tercih hakkı verdi.İnsanı en şerefli varlık olarak yarattığını buyuran Yüce Allah insanın yine kendisini esfelin safilin yani hayvandan daha aşağı dereceye düşürebileceği uyarısında bulunuyor.
Yüce Yaratıcı insanı yarattıktan sonra işte yol işte sonuç diye uyardıktan sonra kendi iradesini kullanmasında serbest bırakmıştır.
Öyle olmasaydı dünya imtihanın sırrı kaçar.
Din insanı terbiye etmiş olsaydı dinin sahibi Allah, her günah işleyenin cezasını anında verseydi tüm insanlar anında müslüman olurdu olmayan da cezasını bulacağı için cennet burası olurdu zaten ( Allahu alem)
Din insana gösterilen bir yoldur ve iradesi nispetinde yol alır.
Nitekim iradesinin hakkını vererek İslam'ı kalbine yazıp huyu ve davranışları ile Müslümanlık bayrağını insanlık tarihinin zirvesine diken nice yiğitler görebiliriz.
Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz Ali, Osman, Hz.Hatice Hz.Fatıma Hz.Ayşe, Enes Bin Malik, Musab Bin Umeyr, Abdurrahman Bin Avf, İmam Azam, ve daha ismini hatırlayamadığım nice sahabi, islam alimi ve ismi bilinmeyen kullar cahiliyenin ve nefsin hırçın taaruzlarını kırarak insan olma payesine yükselen bu kahramanları unutarak din insanı terbiye etmek de yetersiz gibi bir ifade kullanırsan hadsizlik ve nankörlük zirvesindesin demek.
En kötü alışkanlıklara sahip bir toplum yirmi beş gibi kısa bir sürede tüm insanlığa öğretmen olacak toplum çıkıyor.
Bu Hak din İslam ve kutlu Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa Allahumme Salli Ala Seyidina Muhammed sayesinde oluyor...