Yeni Asya Yayın Müdürü:Nurcu hakaret etmez, yalakalık yapmaz

Medyatik Analiz
By -
0
Medyatikanaliz Yorum :Geçen hafta kendini Nurcuların "Okuyucular" grubu Hocası diye lanse eden Hasan Akar isimli bir şahsın Atatürk'ün annesine uygunsuz sözleri ile gündemi meşgul etmiş Nur Hareketleri mensuplarından bir kısmı rencide olduklarını belirtmiş Hasan Akar'ın Nurcuların benimsemeyeceği davranış sergilediğini belirtmişlerdi. Nurcuların başka bir kolu olan Yeni Asya grubu sözcülerinden Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kazım Güleçyüzbu bağlamda gazetesine değerlendirme de bulunurak "Nurcu hakaret etmez, yalakalık yapmaz" ifadesinde bulundu..

İşte Yeni Asya Gazetesindeki Değerlendirme;
Son günlerde gündeme gelen ve Nurculukla da irtibatlandırılmak istenen “Mustafa Kemal’e hakaret” konusunu değerlendiren Kâzım Güleçyüz, “Nurcu hakaret de etmez, yalakalık da yapmaz” dedi.
Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, son günlerde gündeme gelen  Mustafa Kemal’e hakaret konusunu değerlendirdi. Güleçyüz dün yayınlanan scope yayınında konuyla ilgili açıklamalarda bulunurken, daha önce yazdığı ‘Müflis Proje Kemalizm’ ve ‘Said Nursî ve M. Kemal’ isimli kitaplarından örnekler verdi. Güleçyüz’ün açıklamalarının bir bölümü şu şekilde: 
“Bu gündem niye ortaya atıldı bilmiyoruz. Referandum sonuçlarındaki tartışmaları örtmek için mi? Dış politika ile ilgili konular ve yeni sürecin nasıl şekilleneceğine dair belirsizlikler de var, bunların hepsinin üzerinde en önemli meseleymiş gibi bir anda gündemin üst sırasına taşındı. O da bir televizyon programındaki Mustafa Kemal’le hakaret içeren ifadeler. Bunun yanında bir video kaydı ile irtibat kurulup başka bir şahsın gene hakaret içeren ifadeleri gündeme taşınarak bunun üzerinden yayın yapılıyor. Bunlardan özellikle birisinin Nurcu kimliği ile öne çıkarılması ile Nur Talebelerine yeni bir olumsuz imaj çizilmeye çalışılıyor.
Bir Nurcu bu sözü söylemez
Tartışmalar seviyeli bir üslupla yapılmalı
Burada bir örnek daha var, Hürriyet Gazetesi’nde Ahmet Hakan’a bir “Nurcu” mektup yazmış. Mustafa Kemal’e hakaret eden “Nurcu kılıklı” şahsa tepkisini ifade etme babında. Diyor ki; “Bu şahsın sözleri toplumun yüzde 95’ini oluşturan Atatürk’ü sevenleri rahatsız etmiştir.” Bir Nurcu bu sözü söylemez. Bir Nurcu işi bu derece yalakalığa dökmez. Çünkü Mustafa Kemal’in dünya görüşü bellidir. Bediüzzaman’ın dünya görüşü de bellidir. Ve Bediüzzaman iman eksenli dünya görüşüyle, Mustafa Kemal’in dünya görüşüne karşı çıkmıştır, mücadele vermiştir. Eserleriyle de bu mücadeleyi belgelemiştir. Tarihin kaydına geçirmiştir. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın talebesi, onun eserlerini okuyan ve kendisine Nurcu diyen bir insan bu üslûbu kullanamaz. Çünkü dünya görüşleri tamamen terstir. Bunu ifade etmek hakaret değildir, bir gerçeğin ifadesidir. Bu mesele bu tarzda tartışılmaz ise hiçbir şekilde sağlıklı sonuçlara ulaşılamaz. Biz diyoruz ki hakaret medeni insanlara yakışan bir şey değildir. Ama tartışmayı da medeni bir cesaretle, bilgi temelinde ve seviyeli bir üslûpla yapmak lâzım.
5816 sayılı kanun AB değerleriyle de bağdaşmıyor
Çok kritik ve tartışılması zor mevzulardır bunlar. Çünkü 5816 sayılı kanun var. Demokratik dünyada, hatta baskı rejimi ile olan ülkelerde bile olmayan bir kanun bu. Bir şahsı korumak üzere “Atatürk’ü Koruma Kanunu” diye bilinir. Aslında bu kanun hakaretleri önlemek için çıkarılmıştır, ama zaman olmuştur, seviyeli eleştiriler dahi bu kanun kapsamına sokularak önü kesilmiştir. Kişiye has bir kanun çıkarılmaz. Hiçbir demokratik rejimde bu yoktur. Bu bir garabettir. Ve iktidar da bunu hala gündemine almış değildir 15 senedir. AB raporlarında da bu konu gündeme gelmiştir ve böyle bir şeyin demokrasiyle, özgürlükle, AB değerleri ile bağdaşmadığı vurgulanmıştır.
Nur talebeliğine yakışmayan hareketler
“Risale-i Nur’un üslûbu nedir? Metodu nedir? Özellikle Yeni Asya’nın yayın çizgisine bakılarak çok net görülür. Esasen o ‘Nurcu kılıklı’ şahsın diğer video kayıtlarına baktığınız zaman Yeni Asya’ya da çok ağır hakaretlerde bulunduğunu görürsünüz. Bu Nur Talebeliğine yakışmayan bir şeydir. Dolayısıyla bu o şahsın düzeyini ifade eden bir örnektir. Bizim çizgimiz yayınlarımızda bellidir. Ve Üstadın konuyla ilgili yazdıklarına, üslubuna ve yaklaşımına baktığımız zaman meseleyi hakaret boyutuna taşıyan tek bir örnek gösterilemez. 
Demokrasimiz hakaret ve yalakalık ikileminden çıkarılmalı
Bu konunun demokratik bir ortamda sükunetle ve olgun, seviyeli bir üslûpla tartışılabilmesi lâzım. Ama bu tartışmanın sağlıklı bir şekilde yapılabilmesini engelleyen iki şey var; biri bu tarz seviyesiz hakaretler, yani burada fikir falan yok tamamen belden aşağıya vuran seviyesiz, düzeysiz sataşmalar, tahkirler. Öbür tarafta da herkes Atatürkçü olacak dayatması. Kenan Evren diyordu ya, “herkesin kafasına çakacağız.” Bu kafa bu meselenin dediğimiz gibi tartışılabilmesine imkân vermiyor. Bir türlü demokrasimizin düze çıkamayışının en önemli sebebi de budur. Türkiye’nin demokrasisini hem dayatmalardan, hem de hakaret ve yalakalık ikileminden çıkarmamız, dürüst, ahlâklı, objektif, reel gerçeklere dayanan bir üslupla meseleyi tartışıp bir neticeye ulaştırabilmemiz gerekiyor. İnşaallah bunu toplum olarak artık başarırız.” 

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)