Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Yaşıyorsanız Sosyal Medya Bağımlısı Olabilirsiniz!

Medyatik Analiz
By -
0
Kabul etmemiz gerekiyor sosyal medyada yer almak birçoğumuz için oldukça önemli. Zira sanal âleme hâkim olmak gündelik hayatın önüne geçmeye namzet. O kadar ki genci yaşlısı, otobüste, metroda, camide, sofrada küçücük ekrana gözleri kilitlenmiş halde yaşayıp gidiyoruz. Haberleri gazeteden okumak, televizyonda seyretmek kâfi gelmiyor. İlla sosyal medyadan anında bilgi almaya mecburuz. Kim ne demiş? Ne yapmış? Şayet sosyal medyada değilsek, sorular silsilesi akıp gidiyor zihnimizden. Bu denli malumatfuruş olmanın bir de bedeli var tabii. Boyun ağrılarından, göz bozulmasından bahsetmiyoruz. Nur topu gibi bir psikolojik rahatsızlık daha kazandık: FOMO. İngilizce ‘Fear Of Missing Out’ un kısaltması. Yani ‘Gelişmeleri Kaçırma Korkusu’
Elinden telefonu düşürmeyen, bilgisayar başından kalkamayanlar bu gidişe dur demeyi deniyor ama başaramıyor. Sosyal medyada geçirilen vakit gitgide artıyor. Zamanla her şeyden haberdar olmanın verdiği haz da düşüyor. Daha çok, zaman geçirmek, daha fazla aktif olmak isteği kabarıyor. Bahsini ettiğimiz durumun ete kemiğe bürünmüş hali, 16 yaşındaki Semih C. Annesi durumunu “Ne doğru düzgün yemek yiyor ne de sohbet etme şansımız oluyor. Telefonu elinden düşmüyor. İlk zamanlar müdahale etmemize ses çıkarmıyordu ama şimdi kızıyor.” sözleriyle özetliyor. Oğlunun her geçen gün gündelik hayattan koptuğunu fark eden Emine Hanım oğlunun rahatsızlığını psikiyatristten öğrendiğinde bir hayli şaşırmış. Bir tür bağımlılıkla mücadele etmek zorunda olduğunu geç de olsa kabullenmiş. Ailece evlatlarına sosyal etkinlikler, empati ve sevgiyle destek oluyorlar.
“Bağımlılığım sosyal medyadan”
Sosyal medya herkesin ilgi odağı. Lakin herkes rahatsız demek doğru değil. Psikolog Sümeyra Akkor ‘Z kuşağında’ rahatsızlığın daha fazla görüldüğü kanaatinde. Çünkü bilgiye doymuş, bilinçli bu nesil her dakika daha çok gelişmenin farkında olmayı arzuluyor. Hatta onlar için sosyal medyayı kullanmak özgürlüğü sonuna kadar yaşamak anlamına geliyor. Twitter, Facebook gibi anlık paylaşım sitelerinde başkalarının hayatını da mercek altına alıyor gençler. Akkor, beyindeki ödül-ceza sisteminin bozulması sonuncunda FOMO yaşandığını aktarıyor: “Eğer sosyal medyada dolaşmazsa hiçbir şeyden zevk alamaz hale geliyorlar. Yani kendilerini bu kanalla tatmin ettikleri için ellerinden alındığında huzursuzluk yaşıyorlar. Bu duruma ‘sanal uyuşturucu’ diyoruz. Neticede bilinç burada da devre dışı kalıyor.”
Bilinç devre dışı kaldığında tahmin ettiğiniz üzere okul başarısı, iş performansı, aile huzuru olumsuz etkileniyor. Sırf bu nedenle aile hayatı bozulanlar bile söz konusu maalesef. Sadece genç nesli tehdit etmiyor sosyal medya. Hiperaktif ve dürtü kontrölü daha zayıf olanlar da risk grubuna dahil.
FOMO yaşayıp yaşamadığınızı anlamak için birkaç adım izlenebiliyor. Uzun süre yoğun bir biçimde sosyal medya kullandıktan sonra iki gün erişimi kesmeyi deneyebilirsiniz. Eğer yaşam şekli haline geldiyse, “Benim kontrolüm dışında neler oldu?” diyerek derhal kendinizi aynı sitelerde bulacaksınız. Bir diğer yöntemse, uyumadan önce yada gözünüzü açar açmaz sosyal medyayı karıştırıyorsanız da tehlike çanları çalıyor demek. Doç. Dr. Yıldız Ertürk sosyal medya bağımlılığı üzerine çalışan isimlerden biri. Ertürk, hastalıkla alakalı çevresel faktörleri de göz önüne almak gerektiğini savunuyor. Tıpkı çocukluktaki gibi sosyal ağlardan uzak kalanla arkadaşlığı kesen birileri hep var. Çünkü “Ya ben bilmeden gelişmeler olursa!” tedirginliğini arkadaşlar besliyor. Kişi biraz uzaklaşmak istese, ayakta uyumakla, apolitik olmakla itham edilebiliyor. Çareyi daha fazla sosyal medyada kalmakta buluyor. Psikolojik, sosyolojik sıkıntılar yaşadığını fark etse de tek başına işin içinden çıkamıyor. Henüz farkında olmasak da bu fobi diğerlerinin önüne geçmiş durumda.
Sosyal medyadan kopamamak FOMO’nun ilk belirtisi
Gelişmeleri kaçırma korkusunun belirtileri ise şöyle:
Yeterince zaman harcamış olmasına rağmen Facebook, Twitter ve benzeri sanal ortamlara girmeden durduramamak,
Aile ve arkadaşların ihmal edilmesi,
Sanal ortamda yer almama durumunda boşluk hissi, depresyon, huzursuzluk veya sinirlilik gibi yoksulluk hissi yaşamak.
Kendine ve çevresindekileri kandırmak, harcadığı zaman ve etkilenme biçimi ile ilgili yalan söyleme alışkanlığı kazanmak.
Bu tür sanal ortamlarda olduğu süre içinde kendini iyi hissetme tersi ortamlarda kontrolünü kaybetme ve sanal ortama sürekli bir ulaşma isteği.
Takıldığınız ağdan kurtulma yöntemi
Çevreniz git gide daralıyor, aileniz ilgisizliğinizden şikayetçiyse Doç. Dr. Yıldız Ertük’ün önerilerine kulak vermenizde fayda var:
Kendinize “Ben sosyal ağlar olmadan yaşamımı sürdüremiyorum. Bu durum eskiden böyle değildi. Kendimi kontrol etmeliyim. Bu benim için bir sorun” diyerek durumu kabul edin. Mutlaka psikolojik destekle birlikte hayatınızı bu dar boğazdan çıkarmayı hedefleyin.
Daha sonraki adımda kullanım sürenizi her gün biraz daha kısıtlamayı deneyin.
Eğer kontrolünüzü aşıyorsa, bir süre bu ağlara hiç girmemeyi denemeniz gerekebilir.
Bu konuda ailenizden, arkadaşlarınızdan yardım ve destek isteyin.
Gerçek yaşamdaki sosyal aktivitelerinizi arttırın. Ancak bunları sosyal ağlarda paylaşmamak için kendinizi mutlaka engelleyin.
Arkadaşlarınıza bu durumu sanal paylaşım ortamınızdan aktarın. “Sizlere cevap veremiyorum çünkü artık yüz yüze iletişiminizi tercih ediyorum. İrtibata geçmek isteyenler lütfen bana telefonla ulaşın veya yüz yüze görüşelim” şeklinde bir mesaj bırakın.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)